Manifesto

Foxfulness Manifesto

Egzersizlerin ne olduğu, neden var oldukları ve kimin için oldukları; yazarın kendi sözleriyle.

"Bütün bunlar da neyin nesi?"

Bir uygulama ya da servis hakkında okuduğun metnin edilgen yapıda olmayışını garip karşılayabilirsin; haklısın da çünkü projeler hep "yapılır", servisler insanlara hep "sunulur", değil mi? Sanki doğada kendiliğinden sentezlenen kimyasal moleküllermişçesine birden bire karşına çıkar bunlar; sen de alıp kullanmaya başlarsın. Bu projelerdeki bireylerin, "Ürün Geliştirici", "Tasarımcı" ya da "Yazılım Mühendisi"nin bir sureti yoktur. Şirketin kurucusu ya da CEO'su dışında pek de bir özel isim duymazsın. Bir buton, tema ya da metin tasarlanırken, o içeriği üreten kişinin ağzındaki acı kahve tadından ya da şu an benim de Covid yüzünden çektiğim (Evet insanlar hala Covid olabiliyor!) o inanılmaz baş ağrısından haberin olmaz. Bu yüzden o servis ya da uygulama, duygudan ve kişisellikten arındırılmış siyah beyaz bir seçime indirgenir: "Değer mi, değmez mi?" Dolayısıyla, birkaç dakika içinde seni ya kaybedeceğim ve bu uygulamayı kapattıktan sonra bir daha asla aklına gelmeyeceğim, ya da benim gibi dibine kadar analitik ve beden farkındalığı otuzundan sonra yeni yeni gelişen birinde bile işe yarayan bu foxfulness egzersizlerinin ne olduğunu öğrenmek için benimle kalacaksın. Okumaya devam edecek, bir birey olarak neden bu sisteme ihtiyaç duyduğumu, bu sistemi geliştirdiğimi, üzerine bir de kodlayıp bir proje haline getirerek insanlarla paylaşma ihtiyacı hissettiğimi anlayacaksın.

"Foxfulness egzersizleri ne peki?"

Özetle, "Hayat benimle neyi kastetmiş olabilir?" diye sormanı sağlayarak seni fabrika ayarlarına, yavaş yavaş özüne döndüren egzersizler serisi bunlar. 2007 yılından beri okuduğum, dinlediğim, izlediğim ve bana iyi gelen, beni diplerden çekip çıkaran her şeyi tek bir çatı altında toplayıp da “Budur!” diyebileceğim 12 egzersizden oluşan bir sistem. Her bir egzersizi yıllar boyu ara ara yapsam da, ancak hepsini bir araya toplayınca etkilerinin arttığını, "vitaminlerinin" birbirini desteklediğini fark ettim. Kimisini sabah kalkınca yalnızca bir defa, kimisini de gün içinde birden fazla yapma ihtiyacı hissediyorum. Örneğin, kaygılarımı ve endişemi dindirmeme yarayan chill, yani yavaşlama egzersizimi defalarca yapmam gerekiyor.

Belirtmem gerekir ki ben bu egzersizleri, kendimi hep gülümseyen uysal ve daimi barışçıl bir Hindu ineğine çevirmek için tasarlamadım. Tam aksine, tüm benliğimi saran dikkat ekonomisi ağının söndürmeye başladığı içimdeki ateşi harlamak için geliştirdim; nihilizm köprüsünden önceki son çıkışımdı bu. İlk başlarda, dolu tarafından bakmaya çalıştığım çatlak bir bardaktaki su seviyesini korumaya çalışmak beyhude bir çabaymış gibi gözükse de, fark ettim ki ben bardağımı dolu tutmadığım sürece o bardağı tüm toksikliğiyle doldurmak için sırada bekleyen yüzlerce içerik üreticisi, şirket ve insan var! Bunu anladığım zaman, ani bir itkiyle bardağı onların önlerinden çekip almak istedim. Herkesin hoşuna gitmedi tabii bu -sanırım ayrıntıları web sitesindeki blog kısmına saklasam daha iyi olur. Nihayetinde her bir egzersiz, bu bardağı doldurma uğrunda kendi üzerine düşeni yapmaya çalışıyor.

"Tamam da ne bunlar?"

Egzersizleri ne sıklıkla yapacağını kısaca birazdan anlatacağım ama neredeyse tüm bu egzersizler, bildiğin şeyler aslında. Bazılarını yapmak yalnızca 5 saniye alıyor! Her bir egzersizin ne olduğunu burada açıklamayacağım çünkü gidip egzersizlere tıkladığın zaman zaten hepsinin kendi açıklamalarının olduğunu göreceksin. Ama şunu bilmeni istiyorum: Egzersizler 2 gruba ayrılıyorlar: Çekirdek ve 4 Sütun egzersizleri.

Çekirdek Egzersizler

Bu 8 egzersiz, foxfulness egzersizlerinin temeli, ve sabitler. Yıllar içinde bana iyi gelen irili ufaklı pratiklerin birleşiminden oluşuyorlar. Bazıları, yalnızca kaygımı azaltıp beni rahatlatıyor. Bazıları da, bana hayatın ölümlülüğünü hatırlatıp girdiğim iş görüşmesindeki duygusuz insan kaynakları çalışanının ruhsuz sorularını ya da bir yabancıya ettiğim teşekkürün sessiz ve suratsız karşılığını kişisel algılamamamı sağlıyor. Niente, yani hiçbir şey yapma ve 5 Duyu egzersizleri gibi bazı egzersizler, aynı anda bile yapılabilirler. Bir bankta oturup, hiçbir şey yapmanın ve üretken olma zorunluluğuyla boğulmamanın özgürlüğünü hissederken, aynı anda yeni kesilmiş çimlerin kokusundan ve gökyüzünün maviliğinden zevk alabiliyorum. Çünkü eğer milyonlar arasından rahme düşüp de güç bela, 6.5 ayın ardından prematüre doğarak geldiğim bu hayatın da kıymetini bilemeyeceksem, beni insan değil de bir müşteri, bir istatistik olmaktan ayıran geriye ne kalıyor ki?

4 Sütun Egzersizleri

Adından da anlaşılabileceği gibi bu dört sütun, seni sen yapan, ayakta tutan ve sadece sana özel olan şeyler. Unutma: Eğer tesadüfen aynı sütunlara sahip değilsek, uygulamayı kullanmaya başladığın zaman bunların üzerine düşünüp, gerekirse dördünü birden değiştirmen mantıklı olacaktır. Benim, canıgönülden "Hayatımda hep olmasını istediğim şeyler işte bunlar!" diyebildiğim dört sütunum: Hareket etmek, meditasyon yapmak, kitap okumak ve bir şeyler yazmak. Neden bunları seçtiğim, egzersizlerin içinde yazıyor ama özetle mantık şu: Seni akışa sokan (bkz: akış teorisi), "Ben buyum." diyebileceğin bir şekilde kendini ortaya koyabileceğin, gün içinde yapmazsan huzursuz hissedeceğin, ucundan kıyısından "Hayat benimle neyi kastetmiş olabilir?" sorusuna cevap verebildiğin kavramlar. Ben, bir sütun egzersizi olarak yazmaktan 21 yaşında, hareketten ve okumaktan 25 civarında, meditasyondan ise 30'ların başında emin oldum. Yani bir kafede otururken 10 dakika içinde bana gelivermediler. (Bulamazsan, kendini buna zorlama! Merak etme, sen aradıkça onlar sana geliyorlar.) Birkaç yıl önce 4 Sütun kavramını ortaya attığım zaman, bu sütunlar zaten içimde hazırlardı. Sütun sayısı tabii ki 3 veya 5 de olabilir fakat deneyimim bana gösterdi ki, bunları zorla 4 rakamına sıkıştırmak, sütun kavramının ve bunları tatbik etme alışkanlığının daha güçlü kök salmasını sağlıyor.

"Ne aralıklarla yapacağım bunları?"

Bunların bir alışkanlık haline gelip de etki etmeye başlaması -ki mantık da o zaten, bir süre alıyor açıkçası. Bitki yetiştirmekten hiçbir farkı yok. Elinden geldiğince toprağı nemli tutarsan, içinde bir şeyler yeşermeye başlayacaktır. Dürüst olayım, benim ardı ardına her gün 12'de 12 yaptığım günler, ara ara fire verdiğim günlerden çok daha az. Bazen o gün yoğunluktan kitap okuyamadığım için en azından kaldığım sayfayı açıp, bir paragraf okuyup kapatıyorum. Bazen, hiçbir şey yapma egzersizini bile yapmadığım için yatarken derin nefesler alıp tavanı seyrediyorum. Mükemmeliyetçi yapım, bu "düşük kalite" egzersizleri kabul etmemeye meyil ediyor fakat ben o an orada bulunup egzersizimi uyguluyor, küçük de olsa bir emek veriyorum. Vicdanım buna okey veriyor. Elbette ardı ardına gösterdiğim düşük kalite egzersizler bir süre sonra gözüme batıyor ve "Artık şuna dikkat edeyim." diye kendimi toparlıyorum ama amacım, başardığım kadarıyla, 2 gün üst üste bir şeyi kaçırmamak oluyor. Kısacası, "Ne aralıklarla yapacağım bu egzersizleri?" sorusunun cevabı, hayatının iplerini eline ne kadar almak istediğinle doğru orantılı gibi duruyor.

"Bu egzersizler kimin için?"

Biliyorsun, günümüzün yeni para birimi, sahip olduğumuz dikkat. Herkes, birkaç saniyelik dikkatimizin peşinde. Eğer yukarıdaki satırları okuyup da buraya kadar geldiysen, bu egzersizler tabii ki de senin için. Belli ki foxfulness mantığı kafana yatmış ve buraya kadar gelecek zihinsel kapasiteye ve sabra sahipsin; bir şeyleri değiştirmek istediğin de aşikâr.

Şahsen, "Bu egzersizler kimin için?" sorusuna rahatlıkla "Benim için." diye cevap verebilirim. Benim bunlara ihtiyacım var. Ben artık iki üç sayfa kitaba odaklanamamaktan, elimin sürekli telefona ve sosyal medyaya gitmesinden, beş nefes üst üste aynı manzaraya bakamamaktan ve sürekli bir zevk unsuru aramaktan, manyak gibi bir projeden diğerine koşturmaktan ve tüm bunlar olurken hayatımın da avucumun içinden kayıp gitmesinden çok ama çok yoruldum. Benim bu egzersizlere ihtiyacım var, hep de olacak, hep de devam edeceğim. Beni tanı ya da tanıma, oralarda bir yerlerde günlük egzersiz olarak boş boş yıldızlara, bir ıhlamur ağacına bakan bir insan olduğuna emin olabilirsin. Hatta gün içinde yaptığım egzersizleri web sitesinin blog kısmında gerçek zamanlı olarak da görebilirsin! Ama bunları birlikte yaparsak, çok da mutlu olurum açıkçası! Seçim senin.

Bir kişinin kendisine neyin iyi geldiğine dair notları. Terapi değil, program değil, vaat değil. Zor bir dönemdeysen işin ehli biriyle konuş; o an için uygulama yanlış alet.

Yazarın kendi kaleminden, Türkçe. İngilizcesi onun sözlerini koruyan, kültürel göndermeleri aynı ağırlıkta Batılı karşılıklarıyla değiştiren bir çeviridir.